Mimar'ın Sitesi Anasayfaya dönüş

Moral Dünyası

 
Moralimizin yerinde olması başarılı bir hayat açısından ne kadar önemlidir. Bu belki de fazla tartışmaya gerek olmayan konulardan biridir.

EY İNSAN SEN KİMSİN?
Ey insan sen, yokluk vadilerinden bir takdir ile varlık alemine tercihi yapılmış bir misafirsin. Seni yaratan taş, bitki, maden ve diğer canlı türlerinden biri olarak yaratabileceği gibi; bir karınca, bir böcek, bir inek vb. de yapabilirdi. Ancak sen şu kainatta bilinen en kıymetli bir varlıksın.

Sayfa başına dön


NEREDEN GELİYORSUN?
Ey insan sen, yokluktan geliyorsun. Çünkü sen bu dünyaya gönderilmeden önce bu dünyaya gelmek konusunda herhangi bir fikrin alındı mı? Seni yüce bir kudret kendi takdiriyle yokluk vadilerinden kurtarıp varlık alemine hem de en iyi bir surette, İNSAN SURETİNDE gönderdi.

Sayfa başına dön


NEREYE GİDİYORSUN?
Ey insan sen, buraya gelmeyi kendin takdir etmediğin, edemediğin gibi gideceğin yeri de takdir hakkın ve gücün yok. Seni bu dünyaya gönderen yüce gücün takdir ettiği şekilde önce kabir, sonra diğer ahiret yurtlarına gidiyorsun. Senin başka tercihin yok. Buna gücün de yok.

Sayfa başına dön


BENİ YARATAN YOK, BEN KENDİ KENDİNE OLMUŞ OLAMAZ MIYIM?
Bir iğne ustasız, bir köy muhtarsız olmazken sen nasıl sahipsiz olursun? Basit bir masa kendi kendine oluyor mu? Ustasız bir masa var diyene cümle alem bu deli demez mi? Sen ki, bir masa ile kıyaslanmayacak kadar çok karmaşık ve zor bir fabrikasın. Senin nasıl ustan olmaz. Şu kainatı yaratan Yüce Yaratıcı senin ustandır, yaratıcındır.

Sayfa başına dön


USTAM TEK DEĞİL BİR ÇOK USTA VAR O ZAMAN?
Mümkün mü? Bir köyde iki muhtar, bir kazada iki kaymakam oluyor mu? Bundan kargaşa ve anarşi çıkmaz mı? Birinin yaptığını öbürü bozmaz mı? Hiç tertip, düzen ve nizam olur mu? Birlikte kolaylık, çoklukta zorluk vardır. Senin ustan tek bir zattır. O da kainatı yaratan Yüce Yaratıcı yani Allah'tır.

Sayfa başına dön


TAMAM USTAM TEK OLSUN, AMA O USTA TABİATTIR?
Heyhat, yazık! Tabiat dediğin nedir ki? O tabiat dediğin kendisi yaratılmış şeyler değil midir? Yaratılan şey nasıl yaratıcı olabilir. Senin tabiatındaki güneş, yıldızlar, rüzgar, hava, dağlar, ormanlar gibi şuursuz yaratılmış olan mahluklar nasıl düşünüp de insanı yaratacaklar? Bu hiç mümkün müdür? Senin yaratıcın Allah'tır, hiç şüphen olmasın.

Sayfa başına dön


BELKİ BENİ SEBEPLER MEYDANA GETİRMİŞ OLAMAZ MI?
Basit bir ilaç yetenekli bir eczacıyı gösterir. İçine katılacak olan muhtelif şifalı maddeleri kavanozlarla ortaya koysak. Bir rüzgar esse ve onları arzu edilen mili ve mikron ölçülerinde bir araya getirip şifalı bir macun yaptı dense sen buna hadi ordan diye gülmez misin? Serseri ve şuursuz sebepler çok ince hesaplarla bir araya getirilmesi gereken macunu nasıl bir araya getiremezlerse, ondan milyarlar kere daha komplike ve karmaşık olan seni akılsız, şuursuz sebeplerin nasıl bir araya getirebilir? Hiç mümkün müdür?

Sayfa başına dön


KAİNAT SARAYINDA İNSAN OLARAK ROLÜM NEDİR?
İstanbul'da bulunan Topkapı Sarayı'nı hergün binlerce insan ziyaret etmektedir. Bi tek gün olsun, bu sarayın kapısından içeriye bir devenin girdiği ve boynunu uzatarak antika eserleri temaşa ettiği görülmemiştir. Zira deve, antika eserlerden anlamaz. Onun anlayacağı şey, Topkapı Sarayı'nın bahçesinde otlamaktır.
Topkapı Sarayı kainata misaldir. Bu kainatın develer için yaratılmadığı ve semavat ve arzdaki sanat mucizelerinin onların temaşasına takdim edilmediği açıktır. Bu saray insanlar için yapıldığına göre; hakiki insan; bu sarayı temaşa ve tefekkür edebilen, ve bu tefeyyüzle, aldığı feyizle, ışıkla, kemalatın, olgunlukların şahikalarına doruklarına yükselebilen insandır. Yoksa sadece dünyevi maişeti, geçimini ve zevkleri peşinde koşan insanın, bu kainat sarayının bahçesinde otlayan develerden pek farkı olmaz.
(Hikmet Pırıltıları'ndan)

Sayfa başına dön


VARLIKLARIN KENDİ KENDİNE TEŞEKKÜLÜ MÜMKÜN MÜ?
Hiçbir suret ve varlık kendi kendine meydana gelemez. Bir kimse, zihninde bir makale tasavvvur etse ve bu makaleyi yazmak için yerlere kağıt döşeyip, eline aldığı bir şişe mürekkebi bu kağıtlar üzerine serpse, bir tek harfin dahi yazalamayacağı açıktır. O halde makaledeki mânâ ve anlam, mürekkebi faillikten tardederek, uzaklaştırarak, kendisinin ihtiyar ve irade sabihi bir alim ve bilgin tarafından yazıldığını ifade eder.
Bir makaledeki kelimelerle mânâlar ve anlamlar arasındaki münasebet, aynen cesetle ruh arasında da mevcuttur. Buna göre makale suretimiz; mânâsı ise ruhumuzdur. Makale, dilimiz; mânâsı ise tad almamızdır. Örnekleri siz çoğaltabilirsiniz.
Bu harika makalelerin unsurlar denilen mürekkeplerden kendi kendine teşekkülü imkan haricidir.
Herbir ağaç ve hayvan da zemin sahifesinde yazılmış birer makaledir. Bu makaleleri, fikirsiz, bilgisiz, kör olan ve sel gibi şuursuz akan unsurlara nasıl verebiliriz?
(Hikmet Pırıltıları'ndan)

Sayfa başına dön


KİM BU TABİAT?
Tabiatın yaratıcı ve Sanatkar olduğunu iddia edenlere şu soruları soruyoruz:
İnsanları kim yapmıştır?
Cevap: Tabiat.
Bitkileri ve hayvanları kim yapmıştır?
Cevap: Taibat.
Güneşi ve gezegenleri kim yaratmıştır?
Cevap: Tabiat.
Yıldızları gökyüzüne, semaya kim dizmiştir?
Cevap: Tabiat.
Bu ve benzeri soruları sormaya devam ederek, tabiatın yaptığı iddia edilen şeyleri hayalden bir tarafa ayırdığımızda, ortada tabiat diye bir şey kalmıyor.
Eğer tabiat bu saydığımız şeylerin tamamına deniliyorsa, biz ona kainat diyoruz ve zaten onun Yaratıcısını, Sanatkarını soruyoruz.
Yok şayet tabiattan, yukarıda saydığımız şeyler cinsinden olmayan, yani mahluk, yaratılmış olmayan bir zat kastediliyorsa, o zat Cenab-ı Hak'tır. Ve kendi isim ve sıfatlarını Kur'an-ı Kerim'iyle insanlara bildirmiştir.
Bu isimler arasında "Tabiat" diye bir isim mevcut olmadığı gibi, Cenab-ı Hak adına böyle bir isim uydurmak da kimsenin haddi değildir...
(Hikmet Pırıltıları'ndan)

Sayfa başına dön

Bize yazmak, sormak veya fikir beyan etmek ister misiniz?

© Mimar'ın Sitesi, Bu sayfa Mimar tarafından hazırlanmıştır. 1999-2001