Mimar'ın Sitesi Ana sayfaya dönüş

Mimarlık Dalgalan sen gururumuz olan bayrağımız. Dalgalan ki, göğsümüz kabarsın.



Mimar Sinan ve Günümüz Mimarisi

-Birinci Bölüm-


GİRİŞ

Sinan'dan günümüze mimarimizi ele alırken, Sinan’ın en çok yaptığı eser olan başta camiler olmak üzere diğer eserlerden de yer yer bahsedilecektir. Sinan dönemindeki mimari eserler ve onlardaki anlayışlar Sinan dönemindeki faktörlerle birlikte ele alınacaktır. Daha sonra günümüzdeki eserleri etkileyen faktörler ele alınarak karşılıklı bir mukayeseye gidilerek bazı sonuçlar elde edilmeye çalışılacaktır.

1. BÖLÜM

MİMAR SİNAN DÖNEMİ

1.a. SİYASİ DURUM

Sinan dönemindeki yani 16. yüzyıl Osmanlı Türkiyesi üç kıtaya, yaklaşık 22 milyon kilometrekare alana yayılmış muhtelif ırk, din ve mezheplere mensup toplumların bir arada yaşadığı bir cihan devletiydi. Devlet, her yönden çok iyi teşkilatlanmış ve azınlıklar kendilerine sağlanan geniş hürriyetler sayesinde çok rahat bir yaşam sürüyorlardı.

O devirde yöneticiler devlet işlerinde keyfi hareket edemez, vergileri artıramaz, hazinenin parasına dokunamazlardı. Yönetim hukukun üstünlüğüne dayanıyordu. Osmanlı yönetimi toplumun meseleleri ile ilgilendikleri sürece güçlü olmuştur. Bu konuda Voltaire, Osmanlı Devleti’nde hukukun üstünlüğünü şu sözlerle ifade ediyor:

“Türk İmparatorluğu Avrupa Devletlerinden hiç birine benzemez. Oradaki kanunların bir kişinin keyfi üzerine kitleler asıp kesmeye elverişli olduğunu düşünmek yanlıştır. Bütün tarihçilerimiz Türk İmparatorluğunu zorbalığa dayanan bir devlet olarak göstermekle bizi çok aldatmışlardır”

1.b. TOPLUMSAL DURUM

Sinan'ın yaşadığı bu devirde sağlık, öğretim, ulaşım gibi kamu hizmetleri devlet adamlarının kurdukları vakıflar sayesinde yapılırdı. Vakıf eserlerin bina ve inşaasında yapılan masraf ve harcamalar nakliye ve işçi ücretleri dahi, muhasebe defterlerine kaydedilirdi. Örneğin Süleymaniye Camii ve inşaatına ait günümüze kadar ulaşan muhasebe defteri devrin müteahhit ve mimarlarının hiç bir yolsuzluk yapmadıklarını, asırlardan sonra dahi hesaplarının ibra edilebileceğini ortaya koymaktadır. Osmanlı devrinde hiç bir inşaat 10 yılı geçmemiştir.

1.c. EKONOMİK DURUM

Ekonomik yönden devlet çok güçlü idi. Bir süper güç olarak kendi halkından ve azınlıklardan aldığı vergilerle vergi sistemi olarak; devlet arazilerinin has, zeamet ve tımar olarak ayrıldığı toprağı kullanma metotlarıyla zamanının en iyisi idi.

1.d. KÜLTÜR-İNANÇ DURUMU

Dönemin toplumu da kültürel açıdan çok enteresandır. Koca Sinan Risaletü'l-Bünyan'ında şöyle diyor: "Hayırla yad edilmek, hayır dua almak, Allah rızasını kazanmak için, ben bütün bu eserleri yaptım." Bu kısımda yaptığı eserleri bir bir sayıyor. "Çünkü, bir dua muhtacıdır bay-ü beda" yani zengin fakir kim olursa olsun bir duaya muhtaçtır diyor. "Bu fani âlem akıp giden selin üstünde bir puldur; -yani köprüdür- bu pulun, selin üzerinden karşıya geçebilecek olanı, ancak ehl-i tevekküldür. Cihanda hayra say etmek, -hayır için koşmak- en yüksek hedeftir." Bunlar Sinan'ın kendi ifadeleridir. O dönemde sosyal seviyesi küçük-büyük herkesin topluma bir hayır ve iyilik yapma gayreti içerisinde olduğunu görüyoruz. Bunun en çarpıcı örneğini ise kurulan binlerce vakıflar teşkil eder. Vakıf müessesesi başta insanlığa fayda ve Allah rızasını esas alan bir müessesedir.

Devrin eğitim-kültür ve manevi durumunu anlatabilmek açısından Kanuni’nin Bali Beye yazdığı mektup çok manidardır. Bali Bey, bilhassa Kanuni’nin Belgrad’ı zaptettiği sırada, Mohaç Meydan Muhaberesinde büyük kahramanlıklar göstermiş olduğu için, Hakan’a bir mektup göndererek hizmetlerini sayıp dökmüş ve kendisine bir tuğ verilmesini istemiş. Hünkar da Bali Beye verdiği cevapta şunları yazmış:

“Din-i İslam ve Devlet-i Al-i Osman için yaptığın hizmetler indimizde zayi olmamıştır. Berhudar olasınız, Allah sizden razı olsun, iki cihanda yüzün ak ve pak olsun. Hizmetlerinize mukabil, tarafımızdan bir tuğ verilmesini istiyorsunuz; biz size bir tuğ değil, emirul-umeralık da vermekte tereddüt etmeyiz. Lâkin, bunlar ile gururlanma. Her şeyi Allah’tan, her şeyin Allah’ın olduğunu bil. Her şeyi, bizim rızamızı değil, Allah’ın rızasını tahsil için yap. Sakın hataya düşüp, biz fani kullardan bir şey istemek hatasını irtikap etme ve kendini yanımızda küçültme ve kimsenin minneti altına girme.”

1.e. MİMAR SİNAN'IN KENDİ KURDUĞU VAKIF

Kendi adıyla da bir vakıf kurarak muhtelif eserler vakfeden Sinan döneminde vakıf yoluyla meydana gelmiş bulunan dini, sosyal, kültürel ve sağlıkla ilgili eserlerden toplum faydalanagelmiştir. Devlet bu tarz hizmetler için herhangi bir ödenek ve kaynak ayırmak zorunda kalmıyordu.

1.f. CAMİLERİN EĞİTİM FONKSİYONU

Bir kısmı külliye bünyesinde toplanan cami, medrese, hamam, han, kervansaray, türbe, sebil, tabhane, mevlevihane, imaret, şadırvan gibi yapılar kendilerine özgü fonksiyonlarını ifa ediyorlardı. Bir eğitim öğretim kurumu olan Medreselerdeki eğitimin dışında da camiler bir eğitim faaliyetine tanık oluyorlardı. Medrese müderrisleri medresedeki verdikleri derslerden başka camilerde verilen hutbe ve vaazlar dışında halk için bir nevi yaygın eğitim mânâsında dersler verirlerdi. Böylelikle Sinan dönemindeki camilerin ibadet amacı dışında bir de eğitim amaçlı olarak kullanıldığını görmekteyiz.

1.g. ŞEHİRCİLİK

Bir çoğu külliye çerçevesinde inşa edilen eserlerin ve camilerin şehrin oluşumu ve gelişimi açısından büyük rolleri bulunmaktadır. Sinan'ın uygulamaları büyük alanlar üzerine yerleşen, çevrelerine uyan veya çevrenin biçimlenmesini yönlendiren, odak meydana getiren şehir unsurları tasarımıyla şehir planlama kapsamında genişçe ele alınıp ayrıca incelenmelidir.

Dînî ve sosyal merkezler olarak kurulan irili ufaklı külliyeler tamamen vakıf yoluyla vücuda gelmişti. Programları ve büyüklükleri vâkıfları (vakfedenleri) tarafından tespit ve tayin ediliyordu. Yer seçiminde değişik etkenler rol oynuyordu. Boş alanlar, eski kentlerin varoşlarında külliyeler yapıldığı gibi Süleymaniye ve Selimiye Külliyeleri için meskûn sahalardan satın alma yoluyla arsa temini cihetine de gidilmiştir. Osmanlı’da kamulaştırma yapılmamıştır. Rızaen satın alma yolu ile arsa temin edilmiştir. (1”

1.h. YÖN

Külliyeler, caminin kıbleye doğru yapılması gerektiği için kıbleye doğru yönlendiriliyordu. Kısıtlı arsalarda ise, külliyenin bileşenleri belirli bir düzene bağlanmadan yerleştirilmiştir.

1.i. TOPOGRAFYA

Sinan, arsanın topografyasına uygun olarak külliye ve camilerini planlamıştır. Özellikle İstanbul'un topografyasını külliyelerin değişik açılardan algılanması ve muhtelif görsel zenginlikler elde edilmesi hususunda iyi kullanmıştır. Meselâ Süleymaniye Haliç'ten, Galata sırtlarından, Topkapı Sarayı ve Zeyrek'ten farklı görünüşlerle algılanabilmektedir.

1.j. MİMAR SİNAN'IN TEKNOLOJİSİ (2)

Sinan'ın Teknolojisi de çok geniş ve muhtevalıdır. Sinan, Şantiye Tekniği, Zemin Mekaniği, Yapı Fiziği, Statik ve Cisimlerin Mukavemeti, Hidrolik Yapılar, Ölçme Tekniği, Malzeme Bilgisi, Köprü Yapımı, Mühendislik Yapıları, Şehircilik, İç Mimarlık ve Mimarlık alanlarında bilgi ve teknoloji birikimi ve üretimi yapmıştır. Bunlar bugün için en az iki fakültenin bütün anabilim dallarını içine alacak genişliktedir.

Özellikle cami inşaasında kullandığı teknolojik bilgiler ise şu şekilde sıralanabilir:

*Zemin Mekaniği alanında

-Yapı yeri ve zeminin seçimi, sağlam zeminin bulunması

-Zeminin takviyesinde kazık kullanılması

-Drenaj ve yeraltı suyunun kontrol altına alınması

*Masif Yapılar alanında

-Temel tekniği

-Dilatasyonsuz yapı yapma tekniği

-Üst yapı tekniği (Duvarlar, kemerler, kubbeler vb.)

*Statik-Mukavemet alanında

-Yapının Stabilitesi

-Yatay kuvvetlerin karşılanması:

+Kontrforlar

+Ağırlık Kuleleri

+Genişletilmiş Kemerler

+Plastırlar

+Gergiler

+Optimum yapı elemanı kalınlığı temin etme, ekonomik kesit sağlama

*Akustik alanında

-Ses yalıtım teknikleri

+Katıklı sıva kullanımı

+Yansımaların yutulduğu bölgeler, küpler

-Ses yansıtma teknikleri

+Mihrabın yapısı

+Yansıtıcı yüzeyler

+Sesin yayılması bakımından mekâna uygun biçim ve boyutlarının verilmesi

*Isıtma ve Havalandırma Tekniği alanında

-Kirli havanın ve kandil islerinin atılması

-İslerin toplanması (Süleymaniye Camiinde olduğu gibi)

-Solunum ve buharlaşma yoluyla oluşan nemin atılması

-Isı kayıplarının azaltılması

*Aydınlatma Tekniği alanında

-Gündüz aydınlatması

+Mekanda yeterli ışık düzeyi sağlanması

+Güneş kontrolü

+Pencere kepenkleri ile ışık, ısı ve ses kontrolu

+Vitraylı pencereler

+Alçı pencereler

+Yan revaklar

+Kıble Cephesi revakı (Selimiye Camiinde)

+Kubbelerin aydınlatılması

+Yeterli sayıda pencere yapılması

+Kubbe pencerelerine niş yapılması

-Gece aydınlatması

+Kandiller

+Mumlar

1.k. PLAN ŞEMALARI

Sinan'ın camilerindeki plan şemaları birbirine benzer zannedilmekle birlikte aralarındaki bazı farklıklar ile birbirinden ayrılmaktadır. Plan şemalarında kubbelerin yeri ve büyüklüğü ile kullanılan mesnet sistemleri plan şemasını meydana getiren önemli faktörlerdir. Sinan kullandığı planı aynen hiç kullanmamış bazı değişikliliklere tabi tutmuştur.

1.l. KUBBENİN YERİ

Sinan kubbeyi yani ana kubbe dediğimiz büyük kubbeyi üç şekilde kullanmıştır: 1. Ortada 2. Kıble duvarına bitişik 3. Giriş cephesine bitişik olarak. Bunlar ana kubbenin etrafında yer alan küçük kubbelerin durumuna göre çok çeşitlenirler.

1.m. MESNETLER

Sinan kubbeyi kare, altıgen ve sekizgen olmak üzere üç tip mesnede taşıttırmıştır. Kare plandan kubbeye geçişte tromp veya pandantif kullanmıştır. Planda kubbenin durumu ile mesnet sisteminin seçimine göre plan şemasında çoğulcu bir çözüm sistemine gitmiştir.

1.n. KARGİR KARKAS (3)

Sinan ayrıca kârgir yapı sisteminde bir devrim meydana getirerek Kârgir Karkası bulmuştur. Kârgir yapı genelde temeli, duvarları ve hatta örtüsü ile bir bütün teşkil eden masif bir yapı türüdür. Genelde dolu kısımlar fazladır. Sinan kârgir yapıların ağır görünümünü hafifletmeyi hedef alan ilk uygulamasını İstanbul-Edirnekapı'daki Mihrimah Sultan Camiinde ortaya koymuştur. Yapım yılı M.1568 olan bu caminin 20.25 m. çapındaki kubbesi esasta dört kemere ve bunların yük verdiği dört ayağa oturtulmuştur. Camide kemerler arasında kalan bol pencereli ince duvarlar birer taşıyıcı duvar değildir. Kubbe esas itibariyle dört ayağa oturmaktadır.

M.1574 yılında bitirilen Edirne Selimiye Camiinin 31.30 m. çapındaki kubbesini ve altındaki mesnet sistemini 8 güçlü ayak taşımaktadır. Tabaka planları incelendiğinde dış duvarların âdeta bir bölme duvarı görevi yaptığı, kubbe yükünün sekiz kemerle çok başarılı bir şekilde sekiz ayağa nakledildiği görülmektedir. Caminin bütün duvarları ile köşelerdeki dört adet yarım kubbesi yıkılsa bile, kubbe yükünü kendi altındaki sekiz ayağa verip gayet emniyetli destek sistemleriyle oturduğundan bu konumda kubbe hiç yıkılmadan ayakta durabilir demek mümkündür.

1.o. AKUSTİK

Sinan’ın Süleymaniye Camiinin akustik özelliklerini irdelemek amacı ile nargileden faydalanması bilinen bir konudur. (4) Yapılan çalışmalar sonucunda elde edilen veriler, Sinan’ın tasarım etabında akustik konusunu ele aldığını, detaylı hesap ve planlama sonucu oluşan tasarımı uyguladığını ortaya koymuştur. Yapılan araştırmalarda farklı plan şemaları ve yüzey kaplama malzemeleri kullanılmasına rağmen, üstün bilgi ve teknolojisi ile yeterli seviyede akustik değerler sağlandığı görülmektedir. Hatta Sokollu Mehmet Paşa ve Rüstem Paşa Camilerinde olduğu gibi ideal akustik ortamı oluşturabildiği tespit edilmiştir. Bu amaçla, günümüz akustik tasarımında uygulanan tasarım etap ve prensiplerinin Mimar Sinan tarafından da uygulandığı belirlenmiştir.

Kubbeye geçiş elemanı olarak kullanılan mukarnaslar ile sesin dağılarak yansıması sağlanmıştır. Böylelikle mukarnaslara, taşıyıcılık fonksiyonlarının yanı sıra, estetik ile birleştirerek akustik fonksiyon da yüklemiştir. Yani statik, estetik ve akustik fonksiyonları uyum içinde birleştirmiştir.

Hacimlerde homojen ses dağılımının yanı sıra ses enerjisi düşüşünü de kontrol edebildiğini ve bunu gerçekleştiren ses yutucu elemanların bir tasarım ürünü olduğunu ortaya koymuştur.

Duvar ve kubbelerde kullanılan sıvalara kıtık ilave edilerek akustik değer elde etme yoluna gidilmiştir.

Camilerin kubbelerinde, özellikle büyük kubbeden yansıyacak sesin meydana getireceği yankının, problemin büyümesine sebep olacağı görülmektedir. Sinan kubbede boşluklu rezonatör kullanarak duran dalgaları yok etme yoluna gitmiştir. Özellikle duvarları diğer camilere oranla daha az hareketli olan ve daha fazla düz satıhları bulunan Şehzade Camiinin duvarlarında da bu tip rezonatörlerin bulunması dikkate değer bir konudur.

Sinan ayrıca uygun akustik değerleri sağlamak amacıyla döşeme kaplaması olan halıyı, galeri ve/veya mihrap şebekelerini ve cami cemaatinin ses yutuculuk değerlerini de hesaba kattığı ve çok uygun bir akustik değer elde ettiğini görmekteyiz.

Camilerin akustiği konusunda Sinan'ın akustik sorunlara çözüm getirmek amacı ile önceden hazırladığı akustik tasarımın sonucunu uyguladığı belirlenmiştir. Uyguladığı teknolojiler Sinan öncesinde de görülmekle beraber akustik bir tasarıma dayanan uygulama ilk defa Sinan'da görülmektedir.

1.p. HAT

Hat sanatının en fazla kullanılma sahasının bulunduğu camilerde Sinan, devrinin usta hattatlarıyla çalışmıştır. Hat sanatı da mimari ile uyumlu, kalem işi programıyla mütenasip bir tarzda devrinin en güzel şekliyle ve örnekleriyle camilerde yer almıştır.

1.r. ÇİNİ

Hangi yapıda ne miktarda çini kullanılacağına dair karar verme yetkisi bulunan eser banilerinin camilerinde çini kullanılmıştır. Mimarinin ana hatlarına bağlı kalınarak ve caminin geneliyle mütenasip bir biçimde geliştirilen çini süsleme programı Klasik Dönem Osmanlı Mimarisinin orijinal üslûp özelliklerinden birini oluşturmuştur.

1.s. KALEM İŞLERİ

Çoğunlukla duvarlar ve üst örtüye işlenen kalem işleri ile ahşap üzerine de işlenen kalem işi süslemeler de mimariye saygılı, ölçülü, simetrik ve sade olarak Sinan camilerinde mümtaz yerlerini almıştır.

1.t. AHŞAP İŞÇİLİĞİ

Ahşap işçiliği kapı ve pencere kanatları, dolap kapakları, vaaz kürsüleri, müezzin mahfilleri, tavanlar, konsollar ve sundurmalar ile sanduka ve parmaklıklarda karşımıza çıkar. Kündekârî, oyma, kakma ve tarsî teknikleriyle yapılan mimari elemanlar cami ile diğer mimari elemanlarla uyumlu bir biçimde bulunmaktadır.

ÖZETLE, Mimar Sinan'ın eserleri şehir içindeki yeri, topografyayı iyi kullanması, muhtelif yerlerden çeşitli görünümler elde etmesi, dış plastiğinin çok iyi ve güzel olmasının yanı sıra; kullandığı teknoloji, fonksiyonel olması, akustik değerleri taşıyor olması; hat, çini, kalem işleri sanatlarının, ahşap işçiliğinin de mimari ile bütünleşmesi ve ekonomik yapılar olması nedeniyle her türlü övgünün üzerindedir.

 

Not-1: Dipnotlar 3. bölümün sonundadır.
Not-2: Bu metin Yapı Dünyası dergisinin Ekim 1999 tarihinde yayımlanan 43. sayısında neşredilmiştir.

1. BÖLÜM 2. BÖLÜM 3. BÖLÜM

Mimar
MİMARLIK SAYFASINA DÖNÜŞ


© Mimar'ın Sitesi, Bu sayfa Mimar tarafından hazırlanmıştır. 1999-2001